|

Çocukluğumda fındık toplamak
için yaz aylarında Karadeniz'in güzel ilçesi Görele'ye giderdik.Fındık
toplarken en çok arılardan ve sümüklü böceklerden korkardık.Bu yüzden olmalı,
fındık toplamak istemezdim ama yıllar geçtikçe ve şehir hayatının verdiği
yorgunlukla, fındık toplamak için Görele'ye, köyümüze gitmek bir kaçış yolu
oldu. Amaç fındık toplamak değil, senede bir kere de olsa dede evinde aile
fertleriyle bir araya gelerek, doğayla kucaklaşmak.
Fındık imecesi
Fındık toplama mevsimi
Karadeniz halkı için bir seremoni, hatta ibadet gibidir. Büyük şehirlerde
yaşanlar köylerine gelir, kışın kapalı olan evler açılır, temizlenir ve
havalandırılır. Birbirlerini uzun süredir görmeyenler hasret giderir. Adeta
nüfus ikiye katlanır, her gün bir panayır günü gibidir fındık toplama
zamanında. Yani aslına bakarsanız fındık bahanedir ama güzel bir bahanedir.
Türkiye dünyanın en çok fındık üreten ülkesi olmasına rağmen, birtakım yanlış
kararlar sonucu, bu sarı efendiden elde edilen gelir çok azalmış bulunuyor.
İnsanlar yaptıkları masrafların çok az üstünde bir gelir elde ettikleri için
şehirlere yerleşiyorlar ama ata topraklarındaki bu geleneği de fındık
toplayarak sürdürmeye çalışıyorlar.
Fındık toplamak seremonidir dedik ya, biraz bundan söz etmek istiyorum.
Karadeniz'de köyler dağların yamaçlarına kurulmuştur, bu yamaçları ve köyleri
dereler birbirinden ayırır. Doğaya yeşilin her tonu hâkimdir. En güzeli de
imece geleneğinin hâlâ devam etmesi. Yani köy halkı bahçelerdeki fındıkları
sırayla toplayarak birbirlerine yardımcı olurlar. Fındığın toplandığı
bugünlerde, kimi zaman kulağınıza karşı yamaçtan gelen bir türkü ile neşelenir
ve hatta Karadeniz halkının mizahi yeteneğinin ürettiği türkülerle
gülebilirsiniz, kimi zaman da yakılan bir ağıtla gözleriniz dolar ve geçmişte
bıraktıklarınızı hatırlarsınız.
Fındık nazlıdır
Karşılıklı köylerdeki insanların fındık toplarken
birbirleriyle konuştuğunu, hatta şakalaştığını bile görebilirsiniz. En çok
hoşuma giden ise, fındık ağacının altında verilen bir molada buz gibi karpuz
yemektir. Normalde yürümenin bile zor olduğu bu engebeli arazide fındık
toplamak başlı başına bir sabır ve güç gerektirir. Kimi zaman bir elinizle bir
dala tutunur diğeriyle fındık toplarsınız. Fındık nazlıdır, zahmetlidir bu
nedenle. Fındığın işi dalından toplanmakla bitmez, toplanan ve çuvallara
doldurulan fındıklar, yürümenin bile zor olduğu bu engebeli arazide kimi zaman
yakıcı bir güneşin altında, kimi zaman ise Karadeniz'in o yoğun yağmuru
altında, kurutulmak için serilecekleri yere sırtta taşınır. Bu fındıklar
kurutulmak üzere serilir ve güneşlendirilir ama tedbiri elden bırakmamak
gerekir. Karadeniz'in yağışlı havasına hazır olmak, yağmur yağdığında ıslanmaması
için üstünü örtmek gerekir. Bu kurutma işlemi fındığın yeşil kapsülünden
kolayca ayrılmasını sağlayacaktır. Eskiden, kurutulan fındıklar elle
kapsüllerinden imece usulüyle ayıklanırken, şimdilerde patoz denilen araç
kullanılıyor. Kapsülünden ayrılan fındık kabukludur ve kurutulmak üzere tekrar
güneşe serilir. Fındık ne kadar iyi kurutulursa, satılırken kilosuna o kadar
çok para verilir. Fındık fiyatlarındaki düşüşler üreticileri küstürüyor ve
hatta bazı üreticilerin fındık ağaçlarını sökerek bunun yerine daha çok
kazandıran çay bitkisi dikmelerine sebep oluyor. Eh, bu da ekolojik dengenin
bozulmasına ve erozyona neden oluyor.
Ama ne olursa olsun, fındık ne kadar az kazandırsa da, benim gibi
Karadenizliler için bu seremoni hiç bitmeyecek. Büyük şehirlerdeki
koşuşturmacadan dolayı birbirini tanımayan yeni nesil akrabalar, birbirleriyle
görüşemeyenler fındık sayesinde birbirleriyle tanışacak, kaynaşacak ve doğaya
sahip çıkacak. 
|